Uzay Yok.

Aşkta öldü…

Hazların ve tutkuların yok oluşu, ağlayan yağmur altında ıslanmamak için kaçmak ve keder ve kadeh ve sigaraların içine düşmek yok olmak Küllüklerde.Eve‘Yaşar Kurt’ gibi yalnız dönmek,kent’e alışamamak,köy’’e alışamamak,kendine alışamamak.Hayati faaliyetlerinin kesin olarak sona ermesi yada başka biçimlere dönüşmesi.Suni tenefüs ve kalp masajı yapılması ,yinede beyin ölümü.Belki de aşk ile ölüm arası ölümden önce son 120 saniye. Bedenlerin daha basit yapı taşlarına ayrılması.Aşkın kimyasal kökeni bozulduğunda‘’biz hep boşver derken’ anlamca genişlemesi.Bir topluluğun bir sevgiyi fark edebilmesi için onun bu acılı aşamasını fark etmesi.Komiklik getirsin derken dramatik ölçüsüzlüğü.’Freud’ babanın dediği gibi; cinsellikten şefkate dek uzanan pek çok sözcüğün işini tek başına görmesi. Anne,karşı cins,hemcins,bitki,hayvan,iş,şehir yada kişisel bir ilgi haline dönüşerek asla ırkçı ve sınıfsal gerginlikler taşımaması.Doğaya metafizik anlamlar katması.Büyük çaplı yaratımların anlamını kaybetmesi,büyük çaplı egoların geçici yok oluşları.Biterken romantik umutsuzluğun simgesi.Mantıksal yeni (farklı) sonuçlara varan ve bu sonuçları ifade etmek için yeni tanımlar oluşabileceğinin kesinliği.

‘Estetik izafi midir? Belirli sınırları var mıdır?’gibi soruların yok olması.Maddelere tapmaktansa yine o maddelere tapan insanlara tapılmasının kurtuluş olabileceğinin(!!!!!!)düşünülmesi.Hakiki mutluluğun ve mutsuzluğun aynı(konusu geçen) yanılsamadan türemesi.Örnek doğru olursa,bilgisayara indirilen bir yazılımın parasını ödesen de süre kısıtlamalı olduğunun fark edilmesi,silinen dosyaların sebepsiz cihazı yavaşlatması.

Görmesen de göz,inanmasan da maneviyat,aptalsan da akıl,siyah ise beyaz,çöl ise deniz yada cesaret…

Belki de öldüğü için yaşayan aşk tekrar doğmak için öldü…                                                                         

 Ağustos 2011 /Emrah  ÖRNEK                                                                    

Kendine Guven.Basaracaksın

Arada bir, çok bunaldığında, hayatın senin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünde kendine 10 dakika ayır ve kendi cenaze törenini düşün”…Bir tabut içinde  geçmişteki ‘O’ kocaman seni düşün …

 

 

Sesler var .Bazıları senden bahsediyor.Kimileri saatlerine bakıyor.Başka bir kaç kişinin karnı acıkmış.Bu bekleme sürecini bir sandviç ile anlamlı hale getirebilirler.Yaşarken çok değer verdiğin bir dostun,arabası olmadığı için törenin mezarlık bölümüne katılamayacakmış.İsimlerini vermek istemediğim birkaç yakının dün gece oynanan önemli maçtan konuşuyorlar.Canı acıyanların sesini duyamıyorsun.Gerçekten orada değiller.Bir süreliğine seninle kutunun içindeler.Ancak ne yazık ki en hastalıklısı bile çok fazla kalmayacak.İlk defa ‘Yalnızlık’ denilen  daha önce anladığını sandığın duyguyla tanışmaya başlıyorsun.Ölmüş bile olsan bazılarına çok kızıyorsun.Bir daha güneşin batışını göremeyeceksin,bir daha güzel bir yemek yiyemeyeceksin,bir daha seni seviyorum diyemeyeceksin,bir daha mutsuz bile olamayacaksın.Yinede daha farklı bir cenaze düşündüğün  için insanlara kızıyorsun.Ölüsün;Ancak hala kontrol altında tutmak istiyorsun.Tek bir şans verseler çıkıp bu insanların neden böyle davrandıklarını soracak, daha önemlinin ne olduğunu bilemediğinden son hakkını kötü kullanacaksın.

 

-Olsun.

 

-‘Cenazeler’ yaşayan insanlar için başlayan ve biten bir etkinliktir.

 

-Başka yaşamlarda başarmanı dilerim.

 

-Tabii varsa…